Şairler | Şiirler

Rumeli Türküsü

Bıraktım seni
Asılı bir tavanda
Bir bebe beşiği olarak

Baltamı kütüğünde bıraktım
Dağladım yüreğimi bıraktım geride
Tunayı bıraktım
Asma bahçelerini
Göğermeden erikleri
İncirleri daha olmadan
Mayalanmadan sütler bakraçlarda
Dövülmeden mutunlarada ayranlar
Kaymağımı, özümü
Peteğimden balımı ayırdılar
Çarığımdan, poturumdan, fesimden,
Fistanımdan, fitamdan, feracemden,
Üç dallı eteğimden ayırdılar
Bir daha görmemek üzere
Dönmemek üzere
Ayrıldım sevgilimdenÇanakkale` de ve Yemen` de
Ben dövüştümse de
Rüştiye mektebini okudumsa da
Manastırda
İstanbul hayaliyle yandım
Eminönü` nden Karaköy` e geçerken
Hayretler içinde kaldım

Sultanahmet meydanında
Turist namıyla benle konuştular
Hala Erzincan` da olan Fahriye Abla` yla
Maraş` lı Şeyhoğlu arasındaki ilgiyi kuramadım
Arktan su sularken
Kaç öküzü patlattı
Sabanın savurduğu toprak

İnebahtı, Preveze, Barbaros
Uruç Reis ve Cezayir
Korsanlarının eline geçti şimdi

Eyvah
Bağrında kaç gül açtı
Kahpe Gırnata`nın
Altın Kadeh
Meftunum güle
Ole ole
Şala ve ala
Kahpesine zil takıp oynamasına

Bitmeyen gece başladığında
Lale açmasını niye beklersin
Göğsünde
Serin selviler altında, mezar taşlarındaki
İbareyi ve ifadeyi değiştirdikleri halde

Çanakkale geçilmezse
Kime hala bu vize

Miracını mı kutluyorsun Efendimizin
Yoksa doğumunu mu
Regaib gecesi ne anlam taşır
Taleal Bedru Okuyarak
Ayın doğuşunu kime farkettirmeye çalışıyorsun
Selimiye` nin minaresini
Mahyasını,
Taşların direncini,
Sinan` ın fendini,
Keserini,
Malasını,
Kellesini,
Kim uçurdu Şehzade Mustafa` nın

Rızk ve ekonomiyi
Riski ve ticareti
Dolunayı inkar etmeyi
Gülü soldurmayı
Teammüden kim azmettirdi sana
Öküzler ağladı
Saban ağladı bu topraklarda
Makedonya yasa bulandı

Konavalı
Atını gerisi geriye sürerek
Terk etmek zorunda kaldı
Doğduğu toprakları

Geleceğine ağladı dağlar taşlar
Kağıthane deresi bekliyordu onları
Altın tepsi, Sağmalcılar, Paşabahçe
Zeytinburnu, Avcılar bekliyordu onları
Yozgat, Çorum, Samsun bekliyordu
Söke ve pamuk tarlaları
Çır çır makineleri,
Forbes Meyan fabrikası
Orhangazi, Bursa bekliyordu onları

Kavun, karpuz
Eriği, inciri, narı parayla alıyorduk
Ve hasrettik Doyra` nın balık etine
Kızlarımız burçak tarlasında gelin olamıyordu
Alişimin kaşları çatıldı
Debreli Hasan
Eşkiyalığa tövbe etse de
Kimse özrünü kabul etmedi
Halbuki Atçalı Kel Mehmet gibi
Hademe-i Devlet diye para da bastırmamıştı

Tuna aksa ne olur
Akmasa ne olur artık
Şimdi soydaştım
Karacaali` den getirdiğim lastik yemeniler
On senedir giyiyorum

Huzurum kaçtı
Tren raydan çıktı
Yitirdik tüm değerlerimizi

Onur üzerine hiçbir söylem
Söyleyemez oldum

Türkülerim ağladı sahipsizlikten

Üsküp ağladı, Gevgili ağladı
Yahudi tüccarlarına taş çıkartan
Kırcaali` li ağladı
Vardar ovası ağladı
Urba, fıta, peşkir ağladı
Gelberi ağladı

Orman ve ağaç ağladı
Paleler ağladı
Yorgi ağladı
Kirletilmek korkusuyla
Tuvaletler ağladı
Maşatlıklar
Kristo ağladı

Bağlar
Erişilmez ve ulaşılmaz bir örnekle
Dallarına asılan ücretlerini
Anıt bir efsane olarak
Saklamak üzere
İçin için ağladı

Köprüler ve medreseler
Duvarlar ve taşlar
Kelime-i tevhid` li sancaklar
Hutbeler ve dualar
Akıncı beyi ağladı

Elifba
Mızraklı ilmihal
Enver-ül Aşıkin
Niyaz-i Mısır` ı
Nur` ül Arabi
Efendi Baba
Süleyman Hilmi
Terketmek zorunda kaldıkları için
Secde edilmiş toprakları
Hüngür hüngür ağladı

Cami duvarı
Musalla taşı
Musallat olacaklar diye ağladı

Ertuğrul ve Osmanbey
Gaziorhan, Şehzade Süleyman,
Rumeliye geçiren sal
Bakıp bakıp akıbetine ağladı

Boşnak ağladı
Pomak ağladı
Arnavut ağladı
Türk ağladı
Çingeneler
Atlar ve taligalar ağladı
Ocak ve kazan,
Küpler, ambarlar,
Çömlek ağladı

Yel olup savrulmaktan
Abdülhamit Han` a sahip çıkmamaktan
Bir intizar ile savrula savrula
Saman ve çöp ağladı

Cephanemiz,
Silahımız,
Rızk aletimiz,
Çapamız ve kazmamızdı
Ve Menderes ırmağı su kaynağımızdı

Her yıl birkaç can alırdı

Menderes akar akar
Boz bulanık akar

Menderes yüzünden
Kaç ana ağlardı geride
Bilinmez

Menderes akar
Şeker şerbeti yapılmak için
Ve üç beş damla sirke
Veya ulaşıklı biberle içilmek için

Gazlı bidonlara konulur
Menderes` in suyu
Pamuk tarlalarının dibinden
Mile bulanmış bir şekilde
Tarlalara vura vura
Çarpa çarpa akar

Savuca köyünden
Sabah beşte
Bir traktör römorku dolusu
Kadın - erkek
Pamuk tarlalarına koşar

Güneş doğmamıştır
Anneler yanlarındaki
Çocuklarının dizisinide
Çapalamak zorundadır

Yevmiye ver amele
Satılmış bir beden
Belim koptu anne diyen çocuklar
Ve güneşin tepede
Ağır ağır yükselmesi

Kızgın toprak
Yılgın insanlar

Hafta başında
Çarşamba` da
Ücret dağıtır dayıbaşılar

Perşembe birinci günümüzdür
İş başında
Ne Cuma selası ne ezan sesi
Yalnız Menderes` in sesi
Ve akması

Kala kalırız muhacirliğimizle
Menderesler gibi
Mahzun ve ağlamaklı

Ben size ne yaptım der gibi
Asılırız zamana
Kefen gibi elbiselerimizle
Paydos, boynumuzdaki ipi
Gevşeten bir iskemle gibiydi

Söke,
Forbes Meyan Fabrikası,
Harç tenekeleri,
Malamız, küreğimiz
Ayrılmaz bir parçamızdı

Köprü üzeri
İş bulma kurumumuzdu

Bir genel müdürün karşısında
Durur gibi duruyorduk
Çiftlik sahiplerinin karşısında
Velinimetmizdi onlar
Saygıda kusur affedilmezdi
Sanki sur üflenmiş
Kaçacak yerler arayan
Sığınmak için kuytular
Ağlamak için duvar dipleri
Pamuk tarlalarında
Cibinlik içinde yatar
Sabah vakti kırağı düşerdi yüreğimize

Çocuklarımız
Ve parasız yatılı okullar
On iki yaşında başlayan
Bir askerlikti sanki

Depremler
Yüksek seviyedeydi içimizde
Su satmak
Turşu sarmak
Daha ileride

Seslen ne olur duyarım
Kulağım sende
Araya kim koydu bu telleri

Kim gözetliyor beni
Toprağımdan beni ayıran kim
Kurusun elleri
Ebu Leheb gibi

Şahbaz Hulusi

 

Şahbaz Hulusi şiirleri

 

Populer Şairler