Şairler | Şiirler

Savaş Risalesi

Günesin
Mizraklarin ucuna takilip
kaldigi
bir vakitte
Dirilis erlerinin yüreklerinden
yayılan
Bir depremle
Sarsılıyordu arz.
Gerilmisti altlarımızda atlarımız
Fırlayıp kopacakmış gibi
baldırlarından
kasları
Ve tarıyordu bir projektör gibi
bakisşlari
üç kıtayı

Yeni bir vakte eriyordu yürekler
Yayılıyordu o muştu
o coşku
o haber.

Bir gelen var
Emin haberciden
Emin olana
Ondan da sıddik olana ve sadık olanlara
Sohbete erip
halkada duranlara
yürekten yüreğe
yol bulanlara.
Bir gelen var
Bütün kitaplarda beklenmekte
olana
ayarlanmış
kulaklar
İlkin çobanlar duyuyorlar
Sonra ağaçlar
kurtlar
kuşlar
Çünkü onlar bilirler dinlemeyi
Onların elindedir toprağın nabzı
İlk onlar sezerler yeni olanı
Rüzgarlarla geleni
Bulutlardan ineni.

Bir dagın tepesinde
Yeni doğan bir ay gibi
Veysel Karani
Evreni
Kuşatan
Bir yay gibi
Açılmıstı
Kolları.

Selman
Bir sehrin kapısında
Bir kapının
Arkasında.

(Ey savaşmakla emrolunanlar
Yürekleri kevser suyu ile yıkananlar
Alaca karanlıkta bir seher vaktinde
Ayrılırken yurtlarından
yuvalarından

Bahçe köşelerinde kapı önlerinde sofalarda
odalarda
Bir bir çıkıp gelen yolumuzu kesip duran anılar
Yatak odamızın penceresinden
Uyandıgımızda ilk görülen o tepe
O tepede o kayanın değişmeyen konumu
Günesi bir muştu gibi her gün yeniden
Doğuran o dağ
elveda
Kadınlarımızın kirpiklerinden sıralanan
Adanmıslık ve baglılık yazıları
elveda
Çocuklarımızın göğsümüze
yüzümüze
saçlarımıza
Sokulan alınları titreyen dudakları
kaçamak bakısları
Cennetten bir koku ölümsüzlükten bir pay olarak
Çektigimiz ciğerlerimize
İnen yüreklemize
Damla damla
Elveda.)

O ki meydanın ortasına durmuştu
Elini kılıcının kabzasına koymuştu
Dedi savaşçi:
`Ben gidiyorum
Hicret ediyorum
Varsa ağlatmak isteyen anasını
Dul koymak isteyen karısını
Ve istiyorsa çocuklari yetim kalsın
Arkamdan gelsin.``

Yeryüzü yeni bir güne hazırlanıyordu
Zaman devrini henüz tamalıyordu.
O konustu:
``Ey eti etimden olan
Bu dünyada ve öbür dünyada
Kardesim olan!
Bu gece yatagımda
sen yatacaksın
bana vekillik
yapacaksın.
Biz gidiyoruz
Hicret ediyoruz
Sen sonra geleceksin
Ama önce emanetleri
sahiplerine
vereceksin. ``

Sonra o dağda
Maveranın kapısı olan
Bir mağra
Orada ikisi
O ve
İkinin ikincisi

Sonra çöl:
Çölde tepeler..
Çölde develer..
Çölde geceler
Ve çöle serpilen
Mucizeler.

Medine`de bekleyenler var
Damların üstünde, yollarda
çocuklar
kadınlar

Elleri alınlarında, gözleri ufukta
delikanlılar
ihtiyarlar..

Dediler: ``Veda Tepeleri üstünden
Üzerimize ayin ondördü doğdu
Şükürler olsun, şükürler olsun
Bize vacip oldu, şükretmek
Şükürler olsun...``

( Ben sıcak savaslara girmedim daha
Kılıçların çeliğine
Su katmadı gözyaşlarım
Ama
Savaş için geldim
Bu bilinçle bilendim
Bildim bileli kendimi
Hep düşlerimde yasadim Bedir`i)

Kardeşin biri bir safta
Öbür safta diğeri
Bir yanda
Baba.
Oğul
Bir yanda.

Ve toprak gibi güçlü bir ana
Yedi erkek doğuran
Yedisini birlikte
Bedr`e yollayan
Ey Afra kadın!
Kalacak adın
Bu dünyada
Kadınlar er kişiler doğurdukça.

Mutlaka bir sınav olacaktı
Çünkü Sünnetullahti.
Uhut`ta savas vardı
Bu savas bir imtihandi
Gerçi her savaş bir imtihandı
Tüm yaşam bir imtihandı
Ama
Uhut
İmtihan içinde bir imtihandı.

O demişti: Savunmak da
Savaşlardan
Bir savaştir.
Savaşçilar demişti: Bu gün o gündür
Düsmanı cepheden vurmak
Nasipse eğer
Cennet kapılarına varmak
Kevserle kanmak
İsteriz
O dedi: Mübarek olsun savaşınız
Sabrederseniz eğer
Sizindir zafer

Savaşçılar uçmağa varmış gibi
Şehitlik umuduyla sarhoş gibi.

Muaz dedi: Eyvahlar olsun siz ne yaptınız?
Hudayr dedi: O`nun reyine karşı reyde mi bulundunuz?
Savaşçıların içinde bir tel titremişti
Başlarını önlerine eğdiler
O`nun kapısına dayandılar
O zırhını kuşanmıştı
Hikmetlerden bir hikmet daha
Noktalanmıştı.

Öyletse ey ümmet
Ey kurtulmuş millet
Kutku olsun şuranız
Kutlu olsun savaşınız.

-Feda olsun sana
Anam
Babam
At ya Sa`d!

Ey ok atan
Ey hayat coşkunluk katan
Kutlu olsun savaşın

Konuşan o`ydu:
-Bu kılıcın hakkını kim verir
-Nedir o kılıcın hakkı ya Resulullah
-Düşmanın yüzünde parçalanmaktır
-Öyleyse o iş bana haktır
dedi savaşçı
Kılıcı eline aldı
Koltukları kabardı
Ve yürüdü meydana
Salına salına.

-Bu yürüyüşü sevmez Allah
dedi Resulullah
Ama bu hal müstesna
O gün içinceye dek şehitlik şerbetini
Savaşçı
Döne döne
Savaştı.

Müşriklerin çarpılmış suratları
Altlarında talihsiz atları
Çarparak çeliğin ışıklı yalımına
Paralandılar
Parçalandılar.

Uhut`tan
Koşup gelen
Birkaç müslüman:
Eyvahlar olsun, eyvahlar olsun
Yeryüzü efendisini kaybetti
eyvahlar olsun

Sümeyra kadın ekmek yapıyordu
Elleri sakindi
Gözleri dalıp gidiyordu
Sanki maverayı seyrediyordu
İçinde bir mahşer kaynıyordu
Yüreğinde uhut dalgalanıyordu.

Apansız sıçradı
Çocukları göz nuru gençlerin yürek aydınlığı
İhtiyarların dilde duası gönülde umudu
Evrenin efendisine ne olmuştu
O`na bir halmi olmuştu.
Sıçradı kalktı Sümeyra kadın
Başörtüsü havada dalgalanıyordu
Unlar toprağa saçıldı, küller hamura karıştı
Medine sokakları hızla kayıyordu
evler bir bir tükeniyordu
Sümeyra kadın bendinden boşanmıştı
bağrını döğüyordu.
Sonra uhut göründü
Sonra mü`minlerden bir kalabalık gördü
Koştu yanlarına erişti


-Resulullah nerede?
Dediler:
-Ey Sümeyra kadın başın sağ olsun
Bilmiyoruz Resulullah nerede
Ama
Bu gömdüğümüz kardeşindir,
Allah katında
Şehittir.

Sümeyra dedi:
-Allah rahimdir
Ona bu rütbe
Mübarek olsun.
Ama ben Resulullahı soruyorum.
Sümeyra seyirtti
Gitti gitti
Yeniden bir topluluk gördü
Durmayıp sordu:
-Resulullah nerede?
Dedi mü`minler:
-Bilmiyoruz. Ama gömdüğümüz erkeğindir
Muradına erendir
Elbisesiyle gömülendir.

Dedi Sümeyra:
-Hamd olsun, ona şehitlik kutlu olsun
Ama bir haber verin
Resulullah nerede?

Sonra gördü O`nu
-Hamd olsun
Dostlarını gördü
-Hamd olsun
Buluştular
Görüştüler
Biliştiler mü`minler
-Hamd olsun.

Yaratana hamd olsun
Yaratıp imtihan edene
İmtihandan geçirip zafere erdirene
Bilinçleri bileyip sabırlar verene
Rahman olana
Rahim olana
Muin olana
Hamd olsun.

Ankara 1979

Erdem Beyazit

 

Erdem Beyazit şiirleri

 

Populer Şairler